Haber

Şerafettin Turan’dan ‘Türk Kültür Tarihi’


“Şairin hayalci, ressamın boyacı, müzisyenin çalgıcı, sahne sanatçısının oyuncu diye dışlandığı, aşağılanmak istendiği toplumlarda ve dönemlerde sanatla uğraşanların sayısı kuşkusuz azalacaktır. Onların verdikleri ürünlerin de toplumda etkisi olmayacaktır.”

Şerafettin Turan’ın ilk baskısı 1990’da yapılan Türk Kültür Tarihi – Türk Kültüründen Türkiye Kültürüne ve Evrenselliği (Bilgi Yayınevi / 408 s.) kitabında geçen bu cümleleri aslında herkesin günlük yaşamdan aşina olduğu bir durumu anlatıyor.

Sanatçı anlamına gelen “artist” sözcüğünün aşağılama amacıyla kullanıldığı, sahtekârlık, düzenbazlık yapana “tiyatro yapıyor”, “film çeviriyor” denildiği bir toplumda yaşıyoruz.

Bunlar toplumun geneli tarafından kabul görmüş, kuşaktan kuşağa aktarılmış benzetmeler olduğu için yadırganmıyor ancak toplumun sanatla ilişkisini de özetlemiş oluyor.

Ülkemizde kültürün, sanatın tarihinden bahsederken bunu göz ardı edemeyiz. Yaşam şartlarından, sosyal ilişkilerden, inanç sistemlerinden, kültür tarihinden ve nihayetinde siyasi iklimden bağımsız, soyut bir sanat tarihi anlatımı eksik kalacaktır.

İnceleme özellikle bu noktada benzerlerinden ayrılan bir kaynak kitap.

Kültür kavramının kapsamlı bir tanımıyla başlayan kitapta kültürü oluşturan ögeler, dil, yazı, din, bilim, giyim-kuşam, sanat, şehir yaşamı gibi ana başlıklar altında inceleniyor. Her bir alanda dünden bugüne hangi gelişmelerin yaşandığı açık ve anlaşılır bir dille anlatılıyor.

“Türk Kültüründen Türkiye Kültürüne ve Evrenselliğe” alt başlığıyla yayımlanan kitaptaki belirleyici noktalardan biri “Türk Kültürü”nü “Türkiye Kültürü”nden açık bir şekilde ayırması. “Türk Kültürü ile Türkiye Kültürü deyimleri arasında boyut ve süreç yönlerinden küçümsenmeyecek bir ayrılık vardır” şeklinde belirttiği bu ayrımı gerekçeleriyle açıkladığı bir bölüm var.

Sanat başlığında resim, heykel, müzik, mimarlık, süsleme sanatları, sahne sanatları alanlarında ayrı ayrı ilk sanat eserlerinin ortaya çıkışından başlanıyor, tarihsel süreç içinde Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde yaşanan gelişmeler örnekleriyle sergileniyor.

Bu süreci incelerken bir toplumun sanatsal gelişimini bire bir etkileyen iki faktör olduğunu görüyoruz. Birincisi o toplumun dini inançlarındaki değişiklikler. Örneğin, 8. yüzyılda Orta Asya’da Türklerin de dahil olduğu Maniheizm dininde “resimle uğraşmak, övünülecek bir davranış, bir bakıma ibadet niteliğindedir.”

Arkeolojik kazılarda ortaya çıkan buluntular da o dönemlerde Türklerin resim sanatında oldukça üst düzeylere geldiğini göstermiş.

İslamiyet’in kabul edildiği dönemden sonra ise resim sanatında tam tersine bir gerileme yaşanıyor. Benzer durumun değişik boyutlarda heykel, müzik ve sahne sanatları için de geçerli olduğunu görüyoruz.

İkinci önemli faktör olarak ise siyasi iktidarların sanat ve sanatçılar üzerindeki baskılarını görüyoruz. Şerafettin Turan bunu “sansür” örnekleriyle açıklıyor ve “söz konusu sanat eseri yasaklanmakla kalmamakta, sanatçı da soruşturmaya uğramakta, hayatından bile olmaktadır” diye ifade ediyor.

Böylece sanat tarihinin sadece teknik açıdan değil, toplumsal koşullardan, dini inançların ve siyasi iktidarların etkilerinden koparılmadan incelendiği, bütünlüklü ve aydınlatıcı bir yapıt ortaya çıkıyor. Şerafettin Turan’ın incelemesi, Türkiye’de kültürün ve sanatın tarihini öğrenmek isteyenler için eşsiz bir kaynak.

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu
instagram takipçi hilesi organik takipçi satın al bayan takipçi satın al takipçi satın al instagram beğeni arttırma instagram takipçi satın al ege tülek takipçi satın al takipçi satın al Takipçi kasma hilesi Ücretsiz Video İndir porno izle türk takipçi tarot fal baktır